Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

ViSaL

benim seçtiklerim...

Yazılar

Oyun Bitti !!!!!!!!

oyun bitti Kapatıyorum perdeyi

oyun bitti.........

roller hakkınca verilmedi belki ama

bu hikayeyi defalarca yaşamak yordu bizi

replikler unutulmalı

dekor yıkılmalı

kostümler çıkarılıp

mutlu yüz maskeleri takılmalı

böylece alışırız belki

kandırılmaya alışmadık mı?....

ben bu oyunun esas kadını olamadım

palyaçoluk hiç yakışmadı bana

sen ise hiç bir rolü beğenmedin

Kapatıyorum perdeyi

oyun bitti....

roller hakkınca verilmedi ne yazık ki......

Para Harcamadan da Hediye Verebiliriz :)

hediy DİNLEME...
Ama gerçekten dinleyin. Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden... Can kulağıyla dinleyin.

SEVGİ...
Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun. Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir.

KAHKAHA...
Fikra anlatın, neşeli hikayeleri paylaşın. Bu armağanınız "Seninle birlikte gülmeyi seviyorum" anlamına gelir.

YAZILI BİR NOT...
Basit bir "Yardımın için teşekkürler" notu, ya da belki bir şiir... Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır.

İLTİFAT...
Basit, içtenlikle söylenen bir söz ("Bu renk sana ne çok yakışmış", "Harika bir iş çıkardın", "Yemek nefis olmuş" gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır.

İYİLİK...
Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın.

YALNIZLIK...
Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır. Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin.

NEŞELİ BİR YAPI..
Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur. Selam vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?

Hayatımızı Çizmişler :)

hayat1 hayat2 hayat3 hayat4 hayat5 hayat6

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 hayat7

Badem 'den SEN AĞLAMA


Bir Kaç Küçük Ayrıntı ..

*Evlenirken neden yüzük takılır ?                                                                                                                           İnsanların evlenirken yüzük takmalarının nedeni eski Mısırlıların
halka şeklindeki cisimlerin sonsuzlugu simgelediğine dair inançları.
Evlilik yüzüğü de evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyor.

* Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır?
Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi soldaki iliğe
geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle erkeklerin düğmeleri daima
sağdadir. Peki kadınlarin düğmeleri niçin solda? Eskiden düğmeler
pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, elbiselerini
hizmetçilerinin yardımıyla giyebiliyorlardi. Hizmetçiler de düğmeleri
sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikliyebiliyorlardi.


* Erkek bebeklerin giysileri neden mavidir?*
Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin bebeklerin vücutlarına
girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin bir ortak inanç vardı.
Ayrıca bu seytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da
inanılıyordu. Bu yüzden seytan korkar diye erkek bebeklerin
giysilerinin mavi olmasi adet haline geldi.


* 13 sayisi niçin ugursuzdur?
Bu inancın, Hz. isa'nin meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından
kaynaklandığı saniısa da, kökü iskandinavya topraklarına kadar gider.
O zamanlarda güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Bu ziyafete 12
kişi davetli iken, yalanların tanrısı Loki, davetli olmadığı halde 13.
kişi olarak katılmak ister. Ancak çıkan tartışmada Loki, diger
tanrılar tarafından çok sevilen Balder'i öldürür. 13'ün uğursuzluğunun
nedeni Loki'dir.


* Bozuk paraların kenarı niçin tırtıllıdır?
Kağıt paradan önce kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyordu.
Düzenbazlar bu paraları kenarından kazıyarak çok az miktarda da olsa,
biriktiyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı. Bu sorunu çözmek
için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu
tırtıllar sayesinde paranın kazınmış oldugu hemen belli oluyordu.


* Atlar neden ayakta uyur?
Bilim adamları atların ayakta iken daha rahat olduklarını ve daha az
enerji sarf ettiklerini söylüyor. Çünkü atın yatarken nefes almasında
iç organları kimi güçlüklere yol açıyor.


* Fotoğraflarda gözler niçin kırmızı çıkıyor?
Fotoğraf makinesinin flaşı kısa sürede çok kuvvetli bir ışık verir.Bu
ışık da doğrudan retinaya yansır. işte flaşla çekilen fotoğraflardaki
kırmızılık retinadaki bu kılcal damarların görüntüsüdür.


* Neden tokalaşıyoruz?
Tokalasma aslında çağlar öncesi bir adet. Bir erkek diğerine elinde
silah olmadığını göstermek için bos sağ elini uzatıyor, diğeri de aynı
şeyi yapıyordu. Ama her iki taraf da kendini emniyete almak, diğerinin
aniden silah çekmesini engellemek için birbirinden emin olana kadar
birlikte ellerini hafifçe sıkarak dururlardı.

Korkma! kanatları olanın ayakları kaymaz !!

(Bu yazıyı okudum ve çok hoşuma gitti sizlerlede paylaşmak istedim..) 

Kanatları olanın, ayakları kaymaz

kah salınır,kah yürür,kah koşarken hayat yolunda hep bir tedirginlik
mevcut mu içimizde?
hep sınırlanmış mı?düşlerimiz,isteklerimiz...
her zaman aza kanaat etmeyen çoğu bulamazla,koşma düşersinle,çok gülme aglarsınla mı dolu iç kriterlerimiz...
inanmak istemesemde her an duyuyorum.tüm nasihatlerimiz,
söz de ögütlerimiz hep geri dur der gibi sanki...
geri dur sevgili çocugum..
bizler böyle öğrendik. aman sizde çok koşmayın..bak büyük sözü dinleyin..tüm tedirginlikleri
doldurup içlerimize sonra ,bak biz dememişmiydik deyin..
ve bundan içinizde haklı çıkmanın gizli sevinciyle tuhaf bir böbürlenme yaşayın..anlık hazlarınız için aydınlık günlere ve geleceklere görünmez setler çekin..
ve bunları kendi kullanılmamış hayatlarınızdan örnekleyerek,
yeni kullanılmamış hayatlar yaratacagını bilmeden en sevdiklerinize hayat nasihati olarak sunun..çünkü siz tecrübelisiniz..
iç korkularla kısıtlanmış kullanılmamış ömürlerin birleşerek oluşturduğu bireysel tedirginlikden toplumsal tedirginliğe
eriştirdiği koca bir toplum..
ben mi yanlışım diye de sormuyor değilim..
sonra kafama takılıyor,sahi bizim milli marşımız KORKMA
diye başlamıyor mu?
Korkma,sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak
Sönmeden ,yurdumun üstünde tüten en son ocak
O benim milletimin yıldızıdır,parlayacak.
O benimdir ,o benim milletimindir ancak..
bu sözleri de anlamadan mı söylüyoruz diye geçiyor içimden..
anlıyorsak bu tedirginlik niye?
cesaretten bahsetmenin zamanı çoktan geldi..Evlatlarımıza
öğretebilmek için önce biz bilmeliyiz..
ve denemeli
ve öğrenmeli
ve başarmalı
ve yaşamalıyız bize sunulmuş bu hayatları..
cahilliğin cesaretinden ve kendinden kurtulmalı,kullamalıyız akılları ve hayatları..
bu anlar için.
bu günler için..
Çünkü biz yarını yaşarken,yarın artık bugündür.
Özgürlük ve bagımsızlık benim karakterimdir. diyen ATA'mızın
bize bıraktığı miras düşünsel genlerimize işlenmiş ise
Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda ki asil kanda mevcuttur..
medeni,aydınlık,refih ve zengin bir Türkiye hayalimiz veamacımız ise hayallerimiz kanatlarımızdır..sen sadece çalış.çalış ki düşlerin gerçek bugünün aydınlık olsun.
Korkma! kanatları olanın ayakları kaymaz
  !

Yaşanılan Herşeyin Bir Sebebi Vardır !!!

"Yasanan herseyin bir sebebi vardir"

diyor dünyaca ünlü edebiyatçi Gabriel Garcia Marquez ve yasam için çok önemli saptamalarini paylasiyor

1.Seni sen oldugun için degil, seninle birlikte oldugumda ben oldugum için seviyorum.


2.Hiç kimse gözyaslarini hak etmez, onlara layik olan kisi ise seni aglatmaz.


3.Sen istediginde sana asik olmamasi, sana asik olmadigi anlamina gelmez.


4.Gerçek arkadas, elini tutan, kalbine dokunandir.


5.Birisine yabancilasmanin en kötü biçimi yaninda oturuyor olup ona hiç bir zaman ulasamayacagini bilmektir.


6.Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün oldugunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman asik olacagini bilemezsin..


7.Tüm dünya için sadece bir kisi olabilirsin fakat bazilari için sen bir dünyasin.


8.Zamani onu seninle birlikte geçirmeye hazir olmayan biriyle geçirme.


9.Belki de Tanri uygun kisiyi tanimandan önce yanlis kisilerle tanismani, onu tanidiginda minnettar olman için istedi.


10. "Bitti" diye üzülme, "yasandi" diye sevin.


11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktir, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güvenecegine daha fazla dikkat
etmektir.


12. Birini daha iyi tanimadan ve bu kisinin senin kim oldugunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kisiye dönüstür ve kim oldugunu bilerek kendine
güven.


13.Kendini çok zorlama, en güzel seyler onlari en az beklediginde olur.



"YASANAN HERSEYIN BIR SEBEBI VARDIR"

Gabriel Garcia Marquez

Affetmek...

Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: "Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?" Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin" Öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!" Öğrenciler , bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarını üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: "Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun." Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: "Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? hep yanınızda olacaklar." Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor." "Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık." "Hem sıkıldık, hem yorulduk?" Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: "Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.

Numerolojik TesT

rakamlar Sonia Ducie’ ye göre, numeroloji diğer insanlarla olan fiziksel, duygusal, mantıksal ve ruhsal ilişkilerinizi anlamanızı sağlıyor.

”Kişisel numaranızı” bulmak için yapmanız geren işlem çok basit:

Bunun için sadece doğum gününüz gerekiyor.
Örneğin ayın 4′ünde doğduysanız kişisel numaranız ”4” demektir. Eğer çift rakamlı bir günde Örneğin; 15′ inde doğduysanız, numaranız ”6”(1+5=6), ayın 29′unda doğduysanız, kişisel numaranız ”2” (2+9=11*1+1=2) oluyor.


BENCİL BİRLER

Doğuştan liderlik özelliğiniz ve kontrolü elinizde bulundurma isteğiniz hayatınızın diğer alanlarında olduğu gibi aşk hayatınızda da kendini gösteriyor. Zorsunuz çünkü ”Hep ben, Hep ben!” diyorsunuz. Bu bencil yapınız insanların sevgililerini çalmaya kadar gidebiliyor.

ROMANTİK İKİLER

Romantizm, sizin için en başta geliyor. Sevildiğinizi hissetmeye ihtiyacınız var. Siz de karşılığında sevgi veriyorsunuz. Sevgilinizin elini tutmaktan hoşlanıyorsunuz; çünkü bu sizin ruhunuzun diğer yarısıyla bağlantı kurmanızı sağlıyor. Çok verici bir insansınız, almayı da öğrenmelisiniz.

FLÖRTÇÜ ÜÇLER

Flört tam sizin için. Ama bu çoğu zaman başınızın belaya girmesine yol açıyor. Çevrenizi sarmasını istediğiniz yakışıklı erkeklerden (güzel kızlardan) asılsız dedikodulara kadar birçok konu sizi meşgul ediyor. Bu eğiliminizle hayatın gerçeklerinden uzaklaşmak istiyorsunuz.

TUTKULU DÖRTLER

Çok romantik ve tutkulu bir insansınız. Hem kendinizin hem de partnerinizin ihtiyaçlarını karşılamak ve tatmin etmek için elinizden geleni yapıyorsunuz. Güven sizin için çok önemli. Daha doğal ve rahat davranarak ilişkilerinize heyecan katabilirsiniz.

DEĞİŞKEN BEŞLER

Rüzgar gibi değişkensiniz ve sizin bu yapınıza ayak uydurabilecek bir sevgiliye ihtiyacınız var. Hayatınızdaki her kişi ayrı bir macera. Aşk konusunda çok sabırsızsınız. Ve önünüze gelen herkesle birlikte olma eğiliminiz var.

ŞEFKATLİ ALTILAR

Çarşafların arasında çok yeteneklisiniz ve birine aşık olduğunuzda şefkatli ve cömertsiniz. Mantığınızla değil kalbinizle hareket ediyorsunuz. Hayatınızda hiç olmazsa bir kez, kırdığınız bir kalbi onarmaya çalışın.

HAYALCİ YEDİLER

Sevdiğinize tapıyor, onun kendini mükemmel hissetmesini sağlıyorsunuz. Hayal kurmayı seven bir insansınız. Gerçekler sizi zorluyor. Bu yüzden uzaktan seveceğiniz birini tercih ediyorsunuz. Kafa dengi bir sevgili bulmak bu yüzden biraz zor oluyor sizin için.

OYUNCU SEKİZLER
Çevrenizi büyülüyorsunuz. Sevdiğiniz sizinle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyor ve kendini bu konuda şanslı görüyor. Aşkta kontrolü elinizde tutuyor, oyunlar oynamaktan hoşlanıyorsunuz. Kibirli ve bencil olabiliyorsunuz. Bu yüzden etkileme gücünüzü ve zekanızı kullanın.

CÖMERT DOKUZLAR

Çok verici bir insansınız. Ödülünüzse eşinizi mutlu görmek.Yumuşak ve oyunlar oynamaktan hoşlanan bir insandan, çılgın ve vahşi bir yaratığa dönüşebiliyorsunuz. Çok çabuk sinirleniyorsunuz, neyseki bu siniriniz kısa sürede yatışıyor.

Tevazu...

Bir adamcagiz kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alir.
Neden sonra, yaptiklarindan pisman olur ve hiç olmazsa iyi birsey yapmis
olmak için bunu Haci Bektas Veli'nin dergahina kurban olarak
bagislamak ister. (O zamanlar dergahlar ayni zamanda aşevi islevi
görüyordu.)
Durumu Haci Bektas Veli'ye anlatir ve Haci Bektas Veli helal
degildir diye
bu kurbani geri çevirir.
Bunun üzerine adam mevlevi dergahina gider ve ayni durumu
Mevlana'ya anlatir,

Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni seyi Haci bektas Veli'ye de anlattigini ama onun bunu kabul etmemis oldugunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der:
- Biz bir karga isek Haci Bektas Veli bir sahin gibidir. Oyle her lese konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üsenmez kalkar Haci Bektas dergahi'na gider ve Haci Bektas Veli'ye,
Mevlana'nin kurbani kabul ettigini söyleyip bunun sebebini bir de
Haci Bektas Veli'ye sorar.
Haci Bektas da söyle der:
- Bizim gönlümüz bir su birikintisi
ise Mevlana'nin gönlü okyanus
gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama
onun engin gönlü kirlenmez.Bu sebepten dolayi o senin hediyeni
kabul etmistir.