Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

ViSaL

benim seçtiklerim...

Yazılar

HayaT

HAYAT 

Bir kompozisyon misali yaşıyoruz hayatı... Giriş, gelişme ve sonuç(!)

Giriş(!)

Sorunlar, ihanetler, gidenler yok bu sayfasında hayatın. Çünkü gidenlerin neden gittiğini, sorunların neden olduğunu bilmiyoruz Hayat bir sahneyse yani, en güzel bölümünde rol alıyoruz bu sahnenin. Ağlayanlara, yüzümüzü asarak bakıyoruz, niye acaba? Dercesine.... En ağır sorunun içinde de olsak parka gidiyoruz oyun oynamaya....

Gelişme(!)

İşte burada bitiyor hayaller,oyunlar,masallar....Şimdi karşımızda gerçekler. Ben bu bölümün her anında yaşadım seni. Aradım da bulamadım eski kişiliğini... Sende getirmişsin sevgilim aşkın son kullanma tarihini... Gizli ağlamalar başlıyor, gözyaşları saklanıyor. "Niye ağlıyorsun?" diye soranlara ne cevap verirsin sonra... Senin de hayatına giriyor, ihanetler,yalancı sevgiler ve beraberinde tutkulu aşklar ah hayatımızın bu sahnesinde oyun oynayabilseydik(!) Ne olurdu? anlamasaydık da olanlara ağlamasaydık! Gene de her başlangıç bir ayrılık değildir diyorum... Fakat ilginçtir teoride başlayabiliyorum yeni aşklara... Sen farkında değilsin ama yanımdasın gene de.. Bir gülüş olup yanağımda, ağladığımda gözyaşımsın ve sevgilim işte kalem olup yazdığımsın.... Sen hayat oyununda baş rolleri paylaştığım tek aşkımsın.

Sonuç(!)

Sonuç mu? Henüz yok ortada....
(alıntıdır..)

Ben (Hayatı) Alayım,Şıklık Sizde Kalsın !

balonlar 
Boşver, aldırma diyorsun içinden.

Olur mu, boşvermek yakışır mı hiç sana, diyorlar.

Önemsiyorsun, dertleniyorsun, üzülüyorsun. Uykuların kaçıyor.

Hiç takmayacaksın, bunları dert etmek sana yakışmıyor, diyorlar.

Üstten bakıyorsun...

Yakışmadığını söylüyorlar.

Aşağıdan alıyorsun.

Yakışmıyormuş, öyle diyorlar.

Arkanı dönüyorsun.

Olmuyor.

O zaman gözünün içine içine bakıyorsun.

Bu sefer de kabalık sayıyorlar.

Sanki hayat yakaya takılan bir gül bunlara göre...

Öyle uzaktan bakıp değerlendiriyorlar: İyi duruyor mu, durmuyor mu? Uymuş mu, uymamış mı? Cıvık mı, şık mı?

Öyle olsa ne güzel olur.

Ama değil, bu bizim mecburiyetlerimizle özgürlüklerimizi aynı kazanda harmanlamaya çalıştığımız hayat olsa olsa ancak solgun bir gül oluyor dokununca...

***

Duygularının dikine gidiyorsun.

Yaşına başına yakıştırmıyorlar.

Aklını başına topluyorsun.

Bu kadar usluluk sana yakışmaz, diyorlar.

Öfkeleniyorsun. Yakıştıramıyorlar.

Sakin kalıyorsun.

Bu kez ya tepene çıkıyorlar ya da yakışıksız bir kayıtsızlık olarak algılıyorlar.

Susuyorsun. “Sana yakışmaz!”

Konuşuyorsun. “Sana yakışmaz!”

Bağırıyorsun. “Hiiiç yakışmaz!”

Arkanı dönüp gidiyorsun. “Oldu mu ya şimdi, biz seni böyle kaçak bilmezdik!”

Orada durup kişiliğinde, sevginde ve inancında ayak diriyorsun. “Şık olmadı!”

Sanki her şey hayatın üzerine geçirdiğimiz kılık kıyafetten ibaret!

Sanki bir kravatın hafifçe yana kayık, bir davranışın hafifçe uyumsuz görünmesinden daha önemli bir şey yok!

Anlıyorum hepsini, anlıyorum da; bu “dış”ın hiç mi “iç”i yok yahu?

***

Bu garip şıklık merakının zirve noktasına gelince...

Ölüyorsun.

Basbayağı ölüyorsun.

Herkes gibi...

Eninde sonunda herkesin öleceği gibi...

Gazeteye ilan veriyorlar:

“Ölüm sana yakışmadı”

Geride kalanların acı duygularının, ince kederlerinin sonucu elbette böyle bir ifade!

Ama en derin “şıklığın” bile ne kadar sığ bir arayış olduğunu nasıl da nasıl da yüzümüze vuruyor.

***

Yok. Yanlış anlaşılmasın!

“Şıklığı” seviyorum. (Dikkat! Önemsemiyorum şıklığı, seviyorum. İkisi farklı!)

Her şey birbirine; davranışlarımız da her zaman bize yakışsa ne güzel olur!

Fakat biliyorum...

Çoktandır biliyorum ki, göze hoş görünen nice şeyin içi boş!

Üstelik şıklıkta horlayıcı bir alay; yakıştırma çabasında gizli bir şiddet de var.

Oysa gerçek şu ki, içtenlik çoğu zaman dışardan bakana yakışıksız geliyor.

Aşk, itici.

Zekânın saçı başı dağınık, gömleği dışarda.

Bilgelik, bir lokma bir hırka.

Özgür düşünce deseniz, o zaten hepten kaba saba kalıyor.

Bu durumda tercihim açık!

Şıklığınız; içi şiddet dışı etiket “medeni”liğiniz size...

Bazen vandallık gibi algılanan ve çoğu zaman “biçimsiz” olan şey; yani bütün saflığıyla hayat bize...
(alıntıdır..)

Anne Olmak ...

yunuslar aslanlar kediler 

ayılar 

köpekler zürafalar

ördekler 

Yağmur Kaçağı

yağmur 

Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni



Geceleri bir çarpıntı duyarsan
Telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu' ndan geçiyorum
Akşamsa eylülse ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni ..

Attila İlhan

 

İlginç Bir Resim

KARAKALEM 

bu resmin bi özelliği var ki çizimi yapan kişi elini hiç kaldırmadan bitirmiş ..

GS: Duygular

Duygularımız çoğu zaman hayatımızın kendisi oluyor, bütün bir yılı bile ele geçirebiliyor. Sizce bu iyi duyguları coşturmak, kötü duygulardan arınmak için ne yapmalıdır hayattan zevk alınabilsin?
phburak23


Bence herşeyden önce olumlu düşünmek lazım ..Hayatı nasıl bakarsak öyle görürüz...

''İnsan biraz kendine zaman çalmalı
Yoldan çıkıp biraz farkına varmalı
E hayat kısa biraz daha tatmalı
Prensipleri biraz bazen unutmalı''

 

GS: "Artı-Eksi" yada bir bütün olarak "artıeksi" Size ne çağrıştırıyor ?

Bana göre artı ve eksiyi anlatabiliecek en iyi renk siyah ve beyaz dır. Ayrıca Artı ve eksi bana karşıtlığı anlatıyor. Hayatın her alanında bu kavram bizi yönlendiriyor. Kısaca hayat artı ve eksilerden ibarettir diyorum.
osi

Kesinlikle hayat artı ve eksilerden ibaret bana sınav gibi geliyor 3 yanlışın bir doğruyu götürdüğü ama  malesef 3 doğrunun ise bir yanlışımızı silemediği...

MaViMSi YaRıNLaR

mavimsi 

 Zamansızlığın kör noktalarında düğümlenmiş duygulanımlarım.oysa ki her daim yeşil,mavi kalsın istedim yüreğim.kendi karanlığına hapsolduğun anlarında olurmuş.....

yalnız düşünce farkettim canımın ne çok yandığını.arıyordum,ne aradığımı bilmeden.yollar bitmek bilmedi,dikenler ayağıma batmaktan usanmadı...

bitiş noktasına vardığımı sandığımda,tüm yaşanmışlıkların yanılsamalardan ibaret olduğunu gördüm. ellerim nasır bağladı.yüreğim çoraklaştı.BEN VAZGEÇMEDİM NEFES ALIYOR OLMAKTAN....

suskun kaldım.susuşlarımın baş kaldırışlarım olduğunu öğretti gecenin sıcak,süt kokan sinesi.....

gözyaşlarım kadınlığımın armağanıymış. ne çok nefret ederdim nemlenen pınarlarımdan.....

hiçlikten varlığa yol alabilmek en büyük erdemmiş.....
ben,ben olmaktan sıkılırken,evrenin sesini duymayı bilinçsizce reddetmişim....
duygularım kutsal emanetler,ruhum onların sandığı. gül kokmalı ben kokulu hazine.
sancılı kıvranışlarım medcezirlere armağan. karanlığım mum dibine....
her şeyimle ben,BENİM......

BEKLEYİN MAVİMSİ YARINLAR BEN GELİYORUM....

meleksel süzülüşlerle,ruhu okşayan armonilerle.....
arş-u ala daki yanmışların hasret kokularıyla,yanmışlıklarından bir tutamla sana ilerliyorum EY AŞK aç göğsünü.....bırak ısnıp kalayım orda öylece......
 

alıntıdır

Çok Güldük :) Ağlamayalım :(::

ağlamak 

Bu bir kitabın ismiydi bu yazıyı yazarken henüz okumaya başladığım...

Hayat bu iki gel-gitden ibaretti ; gülmek ya da ağlamak..Ya çok gülerdik ya çok ağlar..Ya da ben hep bu kısır döngüde hapsetmiştim kendimi..Trajikomik ne zaman çok gülsem sonunu gözyaşlarım tamamlardı..Ama tam terside oldu tabi..Sanırım benim için ortası yok bunun..İki duyguyu aynı anda yaşamak..Acılar,sıkıntılar,yenilgiler bizler için..bunu biraz daha iyi anladım bu aralar..Her battığımda yeniden çıkacak gücü buldum kendimde,herşeyin üstesinden geleceğime inanıyordum ( belkide inandırdılar) Büyüyorum yavaş yavaş hatalarımla ! İnsanlara daha az kızmayı öğrendim,öfkemi kontrol altına almayı,haklı olduğumda susmayı ( susmayı bir zafer saydım ) ,Affetmeyi öğrendim (ihanetin en acısını yaşarken bile ) ..

Herkes kendi tercihlerinin sonuçlarını yaşar,bu da benim tercihimdi..Bu olayları yaşamadan önce çok gülmüştüm sonunu yine gözyaşım yazdı..Şimdi çok ağladımya sonunda gülerim belki .. Kimbilir ?

Her insan bir kitaptır okunmayı bekleyen..Belki birgün benide sonuna kadar sıkılmadan okuyup anlayan çıkar...

Işığım Ve Gölgem

Bugün size yeni çıkan bir albümden bahsedeceğim ..Nev'in Işığım ve Gölgem isimli albümü..Nev'in üçüncü albümü olup bu albümde bir şarkı varki beni bağımlısı yaptı Sukût-u Hayal...Gerek şarkının sözleri gerekse müziği..Gerçi Nev'in üç albümündede favori parçalarım var (Herşeye Rağmen albümünde -Zor ve Efkarlı,Sen Gibi albümünde -Mühürlü Kaderim, Işığım Ve Gölgem albümünde ise -Sukût-u Hayal ve Kör Kuyular) dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim...Nev-Işığım ve Gölgem

Parçaları  http://www.nev.com.tr/  adresinden dinleyebilirsiniz...